EUR/NZD 2,0000 civarında: Alıcılar ivmeyi yeniden kazanabilir mi? ECB'nin faiz artırımlarına devam etmesi euroyu destekleyebilirken, RBNZ'nin sıkılaştırma politikası Yeni Zelanda doları için bir denge unsuru oluşturuyor. Jeopolitik riskler ise her iki taraf için de belirsizliği artırıyor.
ECB, 10 Eylül’de ana faiz oranlarını 25 baz puan artırarak, mevduat faiz oranını 16 Eylül’den itibaren geçerli olmak üzere %2,50’ye çıkardı. Merkez Bankası, Orta Doğu çatışmasıyla ilişkili enflasyonist baskılara atıfta bulunarak, gelecekteki kararların gelecek verilere bağlı olacağını vurguladı.
EUR/NZD paritesi açısından, ECB’nin beklenenden daha güçlü bir tepki vermesi euroyu destekleyebilir. Ancak bu, kesin bir sonuçdan ziyade, döviz piyasasındaki şartlı bir yorum olarak kalmaktadır.
RBNZ, 2 Eylül’de Resmi Nakit Oranını 25 baz puan artırarak %2,75’e çıkardı. Açıklamasında parasal teşviklerin kademeli olarak geri çekileceğinden bahsedildi ve ekonomik görünüşe bağlı olarak ilave artışların gerekli olabileceği belirtildi.
Merkez Bankası ayrıca, gelecekteki faiz artış beklentilerinin Yeni Zelanda’nın döviz kurunda ılımlı bir değerlenmeye katkıda bulunduğunu bildirdi. Bu durum, politika beklentilerinin Yeni Zelanda dolarını destekleyebileceği tezini güçlendiriyor; ancak resmi açıklamalar, bu yaklaşımı “agresif sıkılaştırma” olarak nitelendirmeyi haklı çıkarmıyor.
Her iki merkez bankası da yüksek enflasyonu Orta Doğu çatışmasından kaynaklanan enerji maliyetleriyle ilişkilendirdi. ECB, büyümeye yönelik aşağı yönlü riskleri belirlerken, RBNZ ise emtia fiyatları ve ihracat talebine ilişkin belirsizliği vurguladı. Dolayısıyla jeopolitik gelişmeler, her iki ekonominin görünümünü karmaşıklaştırmaktadır.
EUR/NZD paritesi için sonuçlar karışık: enerji şokları, daha sıkı bir para politikasını teşvik ederken aynı zamanda ekonomik faaliyeti zayıflatabilir. Jeopolitik gerilim tek başına, bu parite için yükseliş yönlü bir tahmin oluşturmak için yeterli değildir.
Sunulan analiz, 2,0160–2,0170 aralığını potansiyel bir direnç bölgesi olarak belirlemektedir. Mevcut grafikte teyit edilirse, bu bölgenin ve 2,0200 seviyesinin üzerinde kalıcı bir kırılma, önce 2,0370'i, ardından 2,0500'ü gündeme getirebilir.
Aşağı yönlü hareket durumunda, önerilen seviyeler 1,9970, 1,9900 ve 1,9820'dir. Bunlar, bağımsız olarak doğrulanmış destek seviyeleri değil, analitik referans noktaları olarak kalmaktadır. Hareketli ortalama yakınsaması, Ichimoku bulutu ve haftalık aşırı alım koşullarına ilişkin iddialar, ayrı bir grafik teyidi gerektirir.
Yükseliş senaryosu, teyit edilmiş bir direnç kırılmasının yanı sıra, Yeni Zelanda’dakine kıyasla euro bölgesi politika beklentilerinin güçlenmesine bağlıdır. Kiwi’nin daha güçlü politika desteği alması ve EUR/NZD paritesinin doğrulanmış destek seviyesinin altına düşmesi durumunda, düşüş senaryosu daha inandırıcı hale gelecektir.
Yeni Zelanda’nın bir sonraki enflasyon verisi 22 Ekim’de açıklanacak; bunu 28 Ekim’de RBNZ’nin politika kararı izleyecektir. Bu açıklamalar, ilave sıkılaştırma önlemlerinin Kiwi’nin euro karşısındaki konumunu güçlendirip güçlendirmeyeceğini netleştirmeye yardımcı olabilir.
Uyarı! Bu materyal yatırım tavsiyesi niteliğinde değildir. Geçmiş performans verileri gelecekteki getirileri garanti etmez. Döviz yatırımları, kur dalgalanmaları nedeniyle getirilerinizi etkileyebilir. Menkul kıymetlerdeki her türlü işlem hem kâr hem de zarara yol açabilir. Bu materyalde belirtilen varsayımlar ve beklentiler yalnızca tahmin niteliğindedir; doğru olmayabilir ve mevcut ekonomik koşullara bağlı olarak değişebilir. Bu beyanlar gelecekteki getirileri garanti etmez.
Asya borsalarının düşmesi ve Güney Kore’deki KOSPI endeksinin 20 dakikalık işlem durdurmasına yol açmasıyla altın toparlandı. Enflasyonun faiz oranı risklerini gündemde tutmaya devam ettiği bir ortamda, doların değer kaybetmesinin bu toparlanmayı sürdürüp sürdüremeyeceği sorusu gündeme geliyor.
Devamını Oku →ASML, müşterilerin yapay zeka yatırım planlarını genişletmesiyle rekor satış rakamları ve daha olumlu bir görünüm bildirdi. Akla gelen ilk soru, şirketin artan ekipman talebini, üretim kapasitesini artırırken sürdürülebilir bir kâr artışına dönüştürebilir mi?
Devamını Oku →