Haberler

Hazine tahvillerinin getirilerinin karışık sinyaller vermesi üzerine Fed faiz oranlarını sabit tuttu

Federal Rezerv faiz oranlarını değiştirmedi, ancak ABD Hazine tahvillerinin getirileri ters yönde hareket etti. Bu farklılık, daha geniş kapsamlı bir soruyu gündeme getiriyor: Finans piyasaları, yeni bir faiz artışı olmadan borçlanma koşullarını sıkılaştırabilir mi?
Oct 29, 2026
3 dk okuma
Paylaş:
Federal Rezerv, 28 Ekim Çarşamba günü 10’a karşı 2 oyla gösterge faiz oranını %3,75–%4,00 aralığında sabit tuttu. Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook ve Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack, 25 baz puanlık bir artıştan yana oy kullandı.

Kararın ardından ABD hisse senetleri hafif yükseliş kaydederken, Hazine tahvillerinin getirileri farklı yönlerde hareket etti. İki yıllık tahvil getirisi 3 baz puan düşüşle %4,67’ye gerilerken, on yıllık tahvil getirisi 6 baz puan artışla %5,05’e yükseldi.

Faiz Oranının Sabit Kalması Neden Finansal Koşulları Rahatlatmadı?

Bu karar, Eylül ayında yapılan 25 baz puanlık artışın ardından geldi. Ekim ayında faiz artırımının askıya alınacağı yönündeki yaygın beklentiler nedeniyle, yatırımcılar politika faiz oranının değişmemesine çok fazla odaklanmak yerine, borçlanma maliyetlerine ilişkin beklentilere daha fazla önem verdiler.

İki yıllık ve on yıllık Hazine tahvili getirileri arasındaki fark 29 baz puandan 38 baz puana genişledi. Bu farkın artması, yatırımcıların tek tip bir şekilde daha yüksek faiz oranlarını beklemekten ziyade, kısa vadeli para politikası beklentileri ile uzun vadeli risklerin farklı şekilde yeniden değerlendirildiğini göstermektedir.

Uzun vadeli Hazine tahvili getirileri, mortgage faiz oranlarını ve şirketlerin finansman maliyetlerini etkiler. Dolayısıyla, bu getirilerin artması, Fed’in faiz oranlarını bir kez daha artırmaması durumunda bile finansal koşulları sıkılaştırabilir. Ancak bu getiriler aynı zamanda ekonomik büyüme beklentilerini, enflasyon risklerini ve yatırımcıların uzun vadeli borçları elinde tutmak için talep ettikleri ek getiriyi de yansıtmaktadır.

Enflasyon ve Ekonomik Büyüme, Görünümü Karmaşıklaştırıyor

Eylül ayında ABD’de yıllık tüketici fiyatları enflasyonu %3,7’ye ulaşırken, gıda ve enerji hariç çekirdek enflasyon %2,6 olarak gerçekleşti. Fed’in tercih ettiği PCE enflasyon göstergesi Ağustos ayında %3,4 olarak kaydedildi ve %2’lik hedefinin üzerinde kaldı.

Bu arada, Eylül ayında istihdam sadece 29.000 kişilik artış gösterdi ve işsizlik oranı %4,2 olarak gerçekleşti. İstihdam artışının sınırlı olmasına rağmen Fed, dayanıklı tüketici harcamaları, güçlü yatırımlar ve verimlilik artışıyla desteklenen ekonomik faaliyetin güçlü bir şekilde genişlediğini belirtti.

Bu zıtlık, politika açısından bir zorluk teşkil ediyor. Enerji fiyatlarındaki artış, istihdam artışı zayıflasa bile enflasyonu yüksek tutabilirken, verimlilik artışları ise işgücü maliyetlerinde orantılı bir artış olmadan ekonomik üretimin genişlemesine olanak sağlayabilir. Para politikasında daha fazla sıkılaştırma, enflasyonu kontrol altına almaya yardımcı olabilir, ancak istihdam ve krediye duyarlı sektörler üzerinde ek baskı yaratabilir.

Piyasa Beklentilerini Bundan Sonra Ne Değiştirebilir?

Bir sonraki acil test, üçüncü çeyrek GSYİH rakamları ile Eylül ayı PCE enflasyon verilerinin açıklanmasının planlandığı 29 Ekim’de gerçekleşecek. Kalıcı çekirdek enflasyonun eşlik ettiği güçlü büyüme, para politikasında daha fazla sıkılaştırma beklentilerini güçlendirecektir.

Fed’in Eylül ayı tahminlerine göre, yıl sonu itibarıyla politika faiz oranının medyan değeri %4,1 olarak belirlendi; bu, 25 baz puanlık bir artışla genel olarak tutarlıdır. Ancak bu tahminler, belirli bir karara ilişkin taahhütlerden ziyade koşullu değerlendirmelerdir.

Bir sonraki para politikası kararı 9 Aralık'ta alınacak. Beklentilerdeki bir değişiklik, iki yıllık Hazine tahvili getirilerine yansıyabilir; daha uzun vadeli tahviller ise enflasyon beklentilerine, ekonomik büyümeye ve yatırımcıların devlet tahvillerine olan talebine tepki verecektir.

Finans piyasaları için asıl soru, bir sonraki faiz artışının zamanlamasının ötesine uzanmaktadır. Uzun vadeli borçlanma maliyetleri yüksek seviyelerde kalırsa, Fed’in ek bir adım atmasına gerek kalmaksızın kredi talebini ve yatırımları kısıtlayabilir. Piyasa kaynaklı bu sıkılaştırmanın yeterli olup olmayacağı, gelecek enflasyon ve ekonomik verilere bağlı olacaktır.

Yasal Uyarı! Bu materyal yatırım tavsiyesi niteliğinde değildir. Geçmiş performans verileri gelecekteki kazançları garanti etmez. Yabancı para birimlerine yatırım yapmak, dalgalanmalar nedeniyle getirilerinizi etkileyebilir. Herhangi bir menkul kıymet işlemi hem kâr hem de zarara yol açabilir. Bu materyalde belirtilen varsayımlar ve beklentiler yalnızca tahmin niteliğindedir; doğru olmayabilir ve mevcut ekonomik koşullara göre değişebilir. Bu beyanlar gelecekteki performansı garanti etmez.